Ana Sayfa Satılıklar Kiralıklar Hakkımızda Satış Prosedürü Şehir Tanıtımı Kaynaklar İletişim
  Yeni Emlak Ekle Emlak Talepleriniz
  English Turkce
  Emlak Arama
 
Şehir :
İlçe :
Durum :
Türü :
M.Kare :
 
Fiyat :
 
 
  Referans Kodu
Referans Kodu :
 
 
  Hizmetlerimiz
  Döviz Bilgileri
 
T.C.M.B Alış Satış
 EUR 2.2989 2.31
 USD 1.7457 1.7541
 GBP 2.763 2.7774
  Kredi Hesapla
  Tutar : TL
  Vade : Ay
  Faiz : %
Aylık Ödeme

Kredi hesaplama aracında kullanılan değerler fikir vermek amaçlı girilen ortalama değerlerdir. Detaylı bilgi için lütfen banka şubenizle görüşünüz.
  Kredi Hesapla
Velimeşe Tarihi

Eski Velimeşe

Velimeşe, Osmanlı Rus savaşından sonra balkanlardan (Bulgaristan-Yugoslavya) göç edenlerin yerleşmesiyle kurulmuştur. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşında (Hicri 1293) Osmanlı Devletinin Ruslar karşısında yenilgiye uğraması ve balkanlarında elden çıkmasıyla orada ki Türklerin bir kısmının geriye dönmeleriyle Trakya da bir çok yerleşim alanı oluşmuştur.

İşte bu yerleşim alanların dan birisi Velimeşedir. ilk önce 39 hane gelmiştir. Halk buraya yerleşmeden önce burası "Velipaşa" adında bir paşaya çiftlik olarakm verilmiştir. "Velipaşa Çiftliği" diye anılan bu yer meşe olması sebebiyle "Velipaşa " kelimesinin "Veli" kısmı ile "Meşe" kelimesinin birleşmesi sonucu "Velimeşe" adına almıştır.

Velimeşe'nin kuruluşunu iki zaman dilimine ayırmak mümkündür.Birincisi 1877-1878 Osmanlı Rus savaşına kadar " Velipaşa Çiftliği" bir çiftlik olarak kullanılmasıdır." Velipaşa Çiftliği" Devlete ait olan ve askerlerin eğitim ve barınmalarını sağlayan bir yerdir. Bu Çiftlik devletin himayesinde ve asker yetiştiren bir kurumdur.

İkincisi 1877-1878 Osmanlı Rus savaşından sonra balkanlardan gelenlerin yerleşmesiyle çiftlik özelliğini kaybederek köy durumuna gelmiştir. Buruda yaşayanların sayısı göç nedeniyle bir hayli artmıştır. Burasının meşelik bir yer olması da yerleşim birimi olmasında en önemli etken olmuştur.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi "Veli"Meşe" adlarının birleşmesiyle köy Çiftlik olmaktan çıkmış ve "Velimeşe"adını almıştır, ilk gelenler Tırnova kazası ile Balvan köylerinden gelerek yerleşmişlerdir, ilk gelen ailelerden bilinenler Hüsmen Ağa, Karamemiş, Hacı Kadir Ağa ve Eyüp Ağalardır.

Bütün Trakya gibi Velimeşe'de Balkan savaşlarından etkilenmiş ve halk göçle karşı karşıya kalmıştır.

Eski Velimeşe Camisi

Velimeşe'nin en önemli tarihi eseri olarak "Velimeşe Camii" söylenebilir. Velimeşe Camii, 1876 yılında yapılmıştır. Camii yaptıran ikinci Hamdülhamit handır. Miman ise belli değildir. Taş ve Tuğla'dan yapılmıştır. Üstü kiremit örtülüdür. Camii 150 m2 'dir. Tek Şerefeli minaresi vardır. Camii avlusu ile birlikte 2500 m2'dir. Camiinin kapasitesi 350 kişidir. (Bu cami yerine şu an yeni cami inşa edilmektedir.)

Balkan Savaşı ve mütarekede Velimeşe Balkan devletleri kendi aralarında anlaşarak 30 Eylül 1912 'de Savaş ilan ettiler.Kardağ, 8 Ekiml912'de Kuzey Arnavutluk ve Yeni Pazar Sancağına girerek savaşı başlattı. Bunu ve diğer Balkan devletleri izledi. Bulgarlar Kırklareli'ni yanı (22-24- Ekim) Edirne'yi kuşattı. Osmanlı ordusu geri çekildi.

Lüleburgaz 'da yeni bir savunma hattı kuruldu.Bulgarlar bu hattı da aşıp(22 Ekim-2 Kasım) İstanbul'dan önceki son savunma hattı olan Çatalca'ya doğru yürüdü.

Velimeşe işgal edilmedin halk kafileleri halinde İstanbul'a varmaya çalışıyordu, Halk bu yolculuk bir çok zorluklarla karşılaşıyor ve hayvanları güçlü olanlar İstanbul'a ulaşabiliyordu.

İstanbul'a göç edenler camilere yerleştirildi ve onlara yemek dağıtıldı. Bulgarlar, 20-30 Haziran gecesi Mekodanya'daki müttefikleri Sırbistan ve Yunanistan'a saldırdı. Romanya ve Karadağ 'da Sırbistan ve Yunanistan'a katılınca Bulgarlar gerilmek zorunda kaldı, böylece Çerkezköy, Velimeşe ve Çorlu kurtulmuş oldu. 21 Temmuz'da Osmanlı Ordusu hiç bir direnme ile karşılaşmadan Edirne'ye girdi.

Birinci Dünya Savaşının sona ermesi ve Modros mütarekesinin imzalanmasından (30 Ekim 1918)sonra Trakya itilaf devletlerince denetim altına alınmaya başlandı. 4 Kasım 1918 'de bir Fransız alayı Uzunköprü-Sirkeci Demiryolu hattını işgal etti,ve Muratlı, Çorlu ve Çerkezköy istasyonlarını denetim altına aldı.

Trakya bölgesi ve Velimeşe için acı günler 20 Temmuz 1920'de Yunanlıların Tekirdağ kıyılarına saldırısıyla başladı.

20 Temmuz 1920 Salı sabahı tan yeri ağarken Velimeşe'liler ve civar halk top sesleri ile uyanıyorlardı.

Çorlu'da bulunan Tekirdağ'daki 55. Tümen'e bağlı 168. alay Yunan ilerleyişi karşısında tutunamadı ve mevzilerini terk etti, 170.Alay'ın bazı taburları ise daha zor duruma düşerek

Lüleburgaz yönüne kaçmaya başladı. Türk Kolordusuna bağlı birlikler Büyükterbent'te toplanmaya başladılar. Kolordu Komutanlığı birliklerin dağıtılmasını ve esir düşmesini önlemek için Bulgaristan'a sığınmayı kararlaştırdı. 20 Temmuz 1920'de I. Kolordu 700 Subay ve 5000 askerle Bulgaristan'a sığındı.

Yunan işgali süresince Çorlu, Velim eşe ve diğer yerleşim birimleri çeşitli sakıntılara maruz kaldı. Anadolu'da milli bereketin güçlenmesi ve askeri basanlar elde edilmesi Trakya'daki işgalci Yunanlıların ve yerli Rumların baskılarını arttırıyordu.

Sakarya zaferinden sonra Yunanlı'lar Çorlu ve çevresi ile Çerkezköy 'de askerlik çağındaki Rum gençlerini silah altına aldılar. Çorlu çevresi ile Çerkezköy'deki Türklere eziyet edip, mal ve paralarını yağmaladılar. Velimeşe'de bu çeşit hareketlere maruz kalan birçok insanımız oldu.

Anadolu'da büyük Taarruz'un başlaması ve Yunan ordusunun yok edilmesi Çorlu ve çevresindeki Yunan askerleri, yerli Rumlar ve azınlıklar üzerinde şok etkisi meydana getirmişti.

Anadolu'da Türk ordusundan kaçan Mudanya, Bursa civarındaki yerli Rumlar l gemilerle kayıklarla Ereğli ve Tekirdağ'a çıkarıyorlardı. Ereğli'ye çıkanlar Çorlu'ya geliyorlardı. Çerkezköy , Velimeşe ve Çorlu'ya takip eden trenlerle Çorlu'dan Yunanistan'a naklediliyorlardı. Bu durumu gören yerli rumlar ile azınlıklarda paniğe düşmüş ve kazma hazırlığı başlamıştı.

Çorlu, Çerkezköy ve Velimeşe yöresindeki halkın araba ve hayvanlarına el koymuşlardır. Çünkü asker ve muhacir kafilelerini istasyonlara nakletmek , askeri malzemeleri Yunanistan'a kaçırmak için bunu yapıyorlardı.

Türkleri de zorla bu işte çalıştırıyorlardı. Bazı ileri gelenleri de alıp götürmüşlerdi.

11 Ekim 1922'de yapılan antlaşma (Mütakere) hükümlerine göre Yunan birlikleri bir ay içinde Doğu Trakya'yı boşaltacak, yerine itilaf askerleri geçecekti.Bunlarda en kısa sürede bölgeyi Türk birliklerine devredecekti.

15 Ekim 1922 'de Çorlu, Velimeşe, Çerkezköy ve Saray İtalyan birliklerince devir alındı, 30 Ekim de Saray ve Çerkezköy l Kasım'da da Velimeşe ve Çorlu'ya Türk birlikleri gelerek yönetimi aldı. Çorlu'ya Edirne valiliğine atanan Şekir Bey ve maiyeti 600 kişilik bir birlikle geldi, ve İtalyan denetim bölgesinden başlayarak Doğu Trakya'yı adım adım teslim aldı.

Çorlu Tarihi

Eski bir yerleşim merkezi olan İlçemiz Çorlu Ortaçağda Bizans’ ın dış kapısı durumunda bir kalesi olmuştur. Trakya’nın merkezi kesiminde, plato yüzeyinin üzerindeki düzlükte yer alır. Çevreye oranla daha yüksekte olması, şehrin savunmasını kolaylaştırmakta, diğer taraftan gelebilecek tehlikeleri önceden görme avantajı sağlamaktadır. Ayrıca hemen kuzeyden geçen Çorlu Deresi her mevsim şehrin su ihtiyacını karşılardı. İlk Çağ insanlarının aradığı bütün coğrafi özelliklere sahip olan bu sahanın, Trak göçleriyle birlikte yerleşmeye ve tarıma açıldığı şüphesizdir. Nitekim yakın çevrede Prehistorik döneme inen yerleşme merkezlerinin ortaya çıkarılması, bu görüşü doğrulamaktadır. Bununla birlikte yeterince araştırma yapılmadığı için, Çorlu şehrinin kuruluş tarihi hakkında kesin bilgi verilememektedir. Çorlu’nun adı ile ilgili çok değişik ifadelerde mevcuttur.

Eski atlaslarda şehrin adı “Tzarylus”, ”Tzurulum”, ”Tzurulus”, Tzurule”, ”Tschurla”, ”Tziraltum” şeklinde geçmektedir. Bizans döneminde peyniri meşhur olduğu için, “Peynir Kasabası” anlamında “Tribiton” adı verilmekte, bazı eserlerde de “Sirello” şeklinde kayıtlara rastlanmaktadır. Halk arasında Çorlu adının çorak işe yaramaz anlamındaki “Çor” veya “Çur” dan kaynaklandığı, şehrin Türk’ler tarafından alınışı sırasında zorluklarla karşılaşıldığından “zor” kelimesine benzetme yapılarak “Çor” dan geldiği ifade edilmektedir. Roma zamanında Trakya’ da “Cohors III. Lucensum” adını taşıyan bir askeri birliğin bulunduğu ve bu birliğin tamamen Trak savaşçılarından oluştuğu bilinmektedir. Romalılar savaşlarda Trak’lardan yararlanıyor ve onlara “Cohors” Kıtalarında görev veriyorlardı. Buradaki “Cohors” kelimesi Çorlu Şehrinin adına son derece benzemektedir. M. Ereğlisi’ nin hemen doğusundaki Kamaradere’ de ortaya çıkarılan tarihi belge, Çorlu hakkında en eski ve kesin bilgileri vermektedir. Kamaradere’ de ele geçen bir mezar kitabesinde “Burada iki defa Çorlu-Tzoulos idarecisi olan Sisinis gömülüdür” şeklinde kayıt mevcuttur. Sisinis’ in (814) yılında öldüğü göz önüne alınırsa, belgenin Bizans dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır. “Sisinis” Çorlu Kasabasında “Curator Civitatis” ünvanı ile idarecilik yapmış, başarılı olduğu için iki defa bu görevi üstlenmiştir. Çorlu’ nun adı ile yakından ilgisi olan “Curator” kelimesinin anlamı gerek Latin gerekse Grek alfabesinde “özen gösteren”, “dikkat eden” şeklinde verilmektedir. “Curator”, belediye büyüklüğüne gelen yerleşmelerde özel işlerle görevli kişilerin, diğer deyişle Belediye Başkanlarının ünvanıdır. Bu unvan 2. Yüzyılın sonunda Roma eyaletlerindeki şehirlerde Belediye Başkanları içinde kullanılmaktaydı.

Geniş sahaya yayılan Bizans İmparatorluğunda sınırları korumak için devamlı hudut muhafızları mevcuttu. Sınırdaki kuvvetler, özellikle cesur ve savaşçı uluslardan seçiliyordu. Kamaradere’de mezarı bulunan “Sisinis” in yaşadığı yıllarda Trakya, Bulgar Kralı Kurum’un ordularının tehdidi altındaydı. Giderek artan Bulgar baskısına karşı, bunları sınırdaki savunma noktalarına yerleştirmesi gayet doğaldır. Çorlu Şehrinin adının da bu sırada 9. Yüzyılın başında şekillenmesi kuvvetle muhtemeldir. “Çor” veya “Çur” terimi eski Türk boylarında yüksek rütbe veya unvan olarak kullanılmaktaydı. Aynı şekilde “Sisinis” kelimesinin de Bizans ordusunda yardımcı kuvvetler olarak bulunan Hun’ların veya Alan’ların kumandanlarına unvan olarak verildiği bilinmektedir. Gerek “Sisinis”, gerekse “Çor” Bizans kültürünün etkisi altında değişerek,”Sisinis” görevli memurun, “Çor” ise görevin yapıldığı sınır kalesinin adı olarak kullanılmaya başlamıştır. Böylece “Çor” veya Çur” dan, Çorlu şehrinin adı çıkmıştır. Yeni araştırmalarla ele geçirilecek belgeler, Çorlu şehrinin kuruluş tarihinin Roma ve Bizans’tan çok daha eskilere gittiğini kesin olarak gözler önüne sermektedir.

 
 
 

 

Bölgede tarih öncesi döneme ait buluntuların elde edilmiş olması, bölge tarihini ilk Tunç Çağına kadar götürmektedir. Bilinen en eski adı “Tzirallum” olan Çorlu, M.Ö. 1000 yıllarında Trako-Frigler’ in kurduğu koloni kentlerden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerinde Frig-Yunan-İskit-Pers-Makedonya-Roma ve Bizans istilalarına uğramıştır. Zaman, zaman Hun, Avar ve Peçenek akınlarına da maruz kalmıştır. Ayrıca İstanbul üzerine çeşitli seferler düzenleyen Arap ordularının istilasına da uğramıştır. Kısaca; Trakya’nın yaşadığı her istiladan Çorlu etkilenmiştir.

Orta çağ’da burada Bizans’ı korumak için kullanılan “Tzirallum” kale kentinin bulunması İstanbul yolu üzerinde yer alan Çorlu’ya askeri bir önem kazandırmıştır. Osmanlı’lar döneminde ise Anadolu’dan Rumeli sınır boylarına kadar uzanan ana yol üzerinde konaklama yeri olmasından dolayı da önemli tarihi olaylara sahne olmuştur. Çorlu 1357 tarihinde I. Murat tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır. Süleyman Paşa ve Orhan Gazi’ nin ölümleri üzerine tekrar Bizans egemenliğine geçen Çorlu, 1361 tarihinde kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girmiştir. I. Murat’ ın emriyle Trakya’ daki öteki Bizans şehirlerine ibret olması maksadıyla burayı savunan Bizans’lılar ağır şekilde cezalandırılarak kale duvarları yıkılmıştır. Böylece “Tzirallum” un askeri önemi de ortadan kaldırılmıştır. Bu sert davranış hemen etkisini göstermiş ve Trakya’ nın fethi kolayca tamamlanmıştır.

Çorlu, İmparatorluk döneminde ilk defa II. Beyazıt ile oğlu şehzade Selim, (Yavuz) arasında geçen baba-oğul savaşında yer almıştır. Şehzade Selim ile II. Beyazıt Çorlu yakınlarındaki Uğraşdere’ de karşılaşmış ve Şehzade Selim babasının kuvvetleri önünde yenilmiştir. 1512 de tahtını oğluna bırakan II. Beyazıt, Dimetoka Sarayına giderken Çorlu Konağında ölmüştür. Daha sonra Yavuz Sultan Selim’ de İstanbul’ dan Edirne’ ye giderken 21 Eylül 1520 tarihinde aynı topraklarda ölmüştür. Bu suretle II. Bayezıt Dimetoka’ ya, Yuvuz Sultan Selim’ de Edirne’ ye varamamıştır. Eylül 1676 da ise Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Çorlu ile Karıştıran arasındaki Karabiber Çiftliğinde vefat etmiştir. Çorlu 18. Yüzyılda Kırım’ dan uzaklaştırılan hanzadelerin ve girayların sürgün yerlerinden biri olmuştur. 1830 yılında Rumeli Beylerbeyliği kaldırılıp Edirne vilayeti kurulunca, Çorlu bu vilayetin Tekirdağ Sancağına bağlı bir kazası haline getirildi. 1870 de vilayetler örgütünün ıslahı sırasında durumunu olduğu gibi korudu. 1876 da geçici olarak Rus’ ların eline düştü. 1912-1913 Balkan Savaşlarının birinci devresinde Osmanlı Doğu Ordusu Kumandanlığı Karargahı Çorlu’da idi. 5-6 Aralık 1912 savaşlarından sonra Bulgar’ların eline geçti. Balkan Savaşlarının ikinci devresinde Edirne’ye doğru ilerleyen Türk Ordusu tarafından 15 Temmuz 1913 de kurtarıldı. Kurtuluş Savaşı sırasında ise Çorlu, 25 Temmuz 1920 de Yunan işgaline uğradı. 1918 yılından beri faaliyet gösteren ve Trakya’ nın kurtuluş savaşını yöneten Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kurduğu çeteler büyük zafere kadar faaliyetlerine devam ettiler. 15 Ekim 1922 de Türk Jandarma Kuvvetleri tarafından kesin olarak kurtarıldı. Çorlu halen, II. Dünya Harbinden beri savunma bakımından önemli bir garnizon olma özelliğini devam ettirmektedir.

 
 

Veliköy Emlak & Gayrimenkul Danışmalığı
Adres : Mimar Sinan Mh. Vatan Cd. No:34/b Veliköy Kasabası Çerkezköy - Tekirdağ
Telefon : 0 282 747 6988 Faks : 0 536 588 96 39 E-Posta : velikoyemlak@hotmail.com

  0